21 Ekim 2017 Cumartesi

Suna Helin

13 Mayıs 2014, 18:55
Suna Helin
NEDİM İNCE
 Oda, dernek, vakıf gibi gönüllü örgütler genel kurulları tarafından seçilen gönüllü yönetim kurulu başkanı ve üyeleri tarafından yönetilir.

 

Başkan, yönetim kurulu üyeleri işlerinden, güçlerinden, ailesinden ayırdığı zamanı ve enerjisini örgütünde harcarlar. Toplumsal dayanışmanın harçlarından biri olsa da bu fedakarane davranış, kurumsal devamlılık için yeterli değildir.

 

Burada devreye o kurumların profesyonel çalışanları girmektedir. Zira sivil toplum örgütlerinin başarısı ve başarısının devamlılığı yönetimin performansıyla birlikte personellerin beceri, yetenek ve çalışkanlığına da bağlıdır.

 

Mersin Tabip Odası’nda bu görevi Suna ve Dilber başarı ile sürdürmektedir. Ben kesintisiz on dört yıldır odada çalışan Suna’dan söz edeceğim.

 

Son genel kurulda Mersin Tabip Odası yönetim kurulunu, yönetim kurulu da başkanını seçti. Başkan bir kadın doktor, Dr. Ful Uğurhan oldu. Bu oda tarihinde ilkti. Ve İmece gazetesi “Mersin Tabip Odasına kadın eli değdi” diye haberleştirdi bu durumu.

 

Haber başlığı, ilk kadın başkan için yapıldığı ve bunu kastetmesi nedeniyle doğruydu. Ancak daha geniş baktığımızda odaya birçok kadın elinin değdiğini görebilmekteyiz.

 

Suna’da bu ellerden biridir. Yukarıda da yazdığım gibi on dört senedir odanın değişmez emektarı, adeta demir başıdır.

 

Odanın çalışmalarının devamlılığında, kurumsal yapının sorunsuz varlığını sürdürmede rolünün farkındaydım ve bunu dile getiriyordum zaman zaman. Ancak yönetim kurulu bir arkadaşımın kurduğu cümleyi seslendirememiştim şimdiye kadar: “Suna odanın hafızasıdır.”

 

 Hozat’ın yalçın dağları bir çocuk sesi ile yankılandığında Helin ailesi dokuzuncu çocuğunun hayata merhaba demesinin sevincini yaşıyordu; bir yandan da bu kadar çocuğu burada nasıl besler, büyütür, okuturum endişesiyle karışık.

 

Bir süre sonra Mersin’e göç yolu gözüktü. Suna, Hozat’la ilgili hafızasına henüz kalıcı anılar yükleyemeyeceği bir yaşta doğduğu yerden bu şekilde ayrılmak zorunda kaldı.

Mersin’de büyüdü, Mersin’de okudu, Mersin’de evlendi.

 

Bir tesadüf sonucu girdiği Mersin Tabip Odası’nda sekreter olarak çalışmaya başladı. Sekreterlik yanında odanın fotoğrafçısı, habercisi, bilişimcisi ve aidatları toplaması nedeniyle tahsilatçısı olarak görev üstlendi.

 

Yürümesini bilmeyen, sadece sokakta değil oda içinde de koşar adım giden çalışkanlığı ile “Koş Suna” denilen her yere yetişmektedir. Öyle ki artık insanlar Mersin’de tabip odasını Suna ile eşleştirmiş durumdadır: oda denince Suna, Suna denince oda akla gelmektedir.

Kadının önemini, kadın elinin mucizevi gücünü görmek istiyorsanız Suna’nın Mersin Tabip Odası’nda yaptıklarına bakmanız yeterlidir.

 

Ve kadına neden pozitif ayrımcılık yapmamız gerektiğini anlamamız için de…

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV