21 Ekim 2017 Cumartesi

SAĞLIKLI KENTLER NASIL OLMALI? NASIL BİR BELEDİYE BAŞKANI İSTİYORUZ?

02 Mart 2014, 18:43
Ö.ÖZKAN ÖZDEMİR
 Dr. Ö. Özkan ÖZDEMİR
Özel Mersin Sistem Cerrahi Tıp Merkezi
 
 “Efkar ettiğimiz şey memleketin halidir. Sanmam hemşerim sanmam, bundan acısı olsun” CAHİT SITKI TARANCI  
Kentler, uygarlığın ve demokrasinin kaynağı olmanın yanında, siyasal düşüncelerin geliştiği ve üretimin çeşitlendiği yerleşimlerdir. Kent ve kentsel yaşamın insanlık tarihinde taşıdığı önemin yanında, içinde bulunduğumuz yüzyılda dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun kentlerde yaşadığı düşünüldüğünde, kentsel sorunların çözümlenmesi ve bu sorunların çözümüne yönelik politika arayışları öncelik kazanmaktadır.
Kentlerimiz hızla büyüyor, kalabalıklaşıyor. Hizmet ihtiyacı artıyor ve çeşitleniyor. Kentin avantajları özellikle yoksullar için dezavantaja dönüşüyor. Kentsel hizmetlere ulaşımda yaşanan eşitsizlikler, farklı sosyal gruplarda yer alan yurttaşlarda ortak kentlilik bilincinin dolayısıyla demokratik kent kültürünün oluşmasını engelliyor. Kentsel koşulların herkes için yaşanabilir düzeye dönüştürülmesinin; uzmanlardan oluşmuş bir ekibin hazırlayacağı ama her aşamasında kentli yurttaşların müdahale ve etkisine açık, demokratik bir planlama sürecinin ürünü olan kent planlarının kararlı Yerel Belediye Başkanları tarafından uygulanması ile mümkün olduğunu düşünüyoruz.
Sağlığın salt Hasta-Doktor ilişkisine indirgendiği, sağlık hizmetlerinden sadece daha iyi koşullardaki hastanelerin anlaşıldığı bir kavrayış yerine herkese eşit, ulaşılabilir ve ücretsiz sağlık hakkının temel alındığı politikalar kentlerimizdeki yaşamı değiştirme niteliğine sahiptir. Sağlık hizmetlerinin kent planlamasından, okul sayısına, göçten çevresel risklere doğru değişen bir altyapılar zincirine bağlı olması ve bu noktadaki yaygın bakış açılarının değişmesi açısından yaşamsal bir öneme sahiptir.
Çağımız kentlerinin sağlıklı kent olabilmesi; kırdan kente göçün, sağlıkta eşitsizliklerin, sokak çocuklarının ve yoksulluğun, kent planlamasının, hava, su, gürültü, elektromanyetik alan gibi kentlerin çevre sorunlarının çözümü ile mümkündür. Sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamanın en temel insan hakkı olduğu bilincinden hareketle geleceğin kentlerini yaratmak zorundayız.  
Kent yönetiminde yönetime katılım demokrasilerin önkoşuludur. Belediyelerin planlama, karar, uygulama ve denetim süreçlerine Yurttaş, Meslek Örgütü ve Üniversitenin doğrudan katılımı sağlanmalıdır. Bu amaçla komisyonlarda meslek odası temsilcileri ile Üniversiteden temsilciler yer almalıdır. Kent Konseyi, Belediye’nin karar, uygulama ve denetim süreçlerinde etkin bir biçimde yer almalıdır. Stratejik Plan ve Bütçe hazırlama süreçleri şeffaf, toplumun bütüncül yararını gözeten demokratik planlama süreçleri yürütülerek sağlanmalıdır.
Saydamlık ve hesap verebilirlik önemsenmelidir. Belediye komisyonlarının tutanakları, meclis kararları, her türlü denetim raporları internette güncel olarak yayınlanmalıdır.
Kaynaklar etkin kullanılmalıdır. Gereksiz kaynak tüketimi önlenmeli, Belediyelerin tanıtım ve reklâma harcadıkları gereksiz paralar, kentin önceliği olmayan projelere aktarılan kaynaklar etkin kullanımının önündeki engeldir.
Sosyal hizmetlere erişim kentlilerin gereksinim duyduğu temel hizmetler arasındadır.
Göç, yoksulluk, işsizlik, yaşlılık, engelliler, dezavantajlı gruplar, her türlü ayrımcılık, şiddetle mücadele önemli sosyal sorun alanlarıdır. Yerel yönetimler tüm hizmetlerin topluma eşit olarak sunulması sağlanmalı; bir arada yaşamı kolaylaştıran ve önceleyen bir anlayışa sahip olmalıdır.
Göçün olumsuz etkilerinin azaltılması amacıyla, göç eden ailelerin barınma, beslenme, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim gibi temel hak ve gereksinimlerini karşılayabilmesi için destek olunmalıdır. Bu amaçla; belediyelerin sosyal işler müdürlüğü yapısında bir “Göç Birimi” oluşturulmalıdır.
Yoksullukla savaş için bir yandan vahşi kapitalizmle mücadele sürdürülürken, diğer yandan da yoksul kentlilerin yaşamlarını sürdürebilmelerine yönelik koşullar sağlanmalıdır. İnsanların onurlarını rencide etmeden, politik kaygı güdülmeden, yoksulluğun bir yaşam biçimi şeklinde meşrulaştırılmasına olanak tanımadan yardım edilmesini sağlayacak yöntemler tercih edilmelidir.  Yoksul her bireyin ısınma, barınma, gıda gibi aylık temel ihtiyaçları belirlenerek bunları karşılayabileceği bir sistem oluşturulabilir. Bu amaçla, toplumsal üretim biçimleri desteklenerek, yerelde üretilen malların doğrudan tüketiciye ve çok düşük bedellerle yoksul kentlilere ulaştırılması sağlanabilir. Halk ekmek ve halk gıda birlikleri, kooperatifleri gibi toplumsal üretim şekilleri oluşturulmalıdır.
Yaşlılarımızın yaşamları kolaylaştırılmalıdır. Bu amaçla, belli saatler arasında, yaşlılarımızın çok düşük bedellerle (örneğin ulaşım bedelinin dörtte biri) kent içi ulaşımları desteklenmelidir. Yaşlılara yönelik hobi atölyeleri (el sanatları, müzik, resim, fotoğraf vb.) kurulmalı, bu atölyelerden bedelsiz yararlanmaları sağlanmalı ve düşük bedellerle günlerini keyifle geçirebilecekleri sosyal ortamlar oluşturulmalıdır.
Dezavantajlı gruplar (şiddet mağdurları, engelliler, yalnız yaşayan yaşlılar vb.) desteklenmelidir. Kadına karşı şiddet ve çocuk istismarı ile savaşım toplumun tüm kesimlerinin birlikte yürüteceği bir başka mücadele alanıdır. Kadın Dostu Belediye yaşama geçirilmelidir. Engellilerin topluma kazandırılması sağlanmalı, kentler engelli vatandaşların yaşayabileceği fiziksel ve sosyal biçime dönüştürülmelidir.
Eğitime erişim, eğitimde fırsat eşitliği için önkoşuldur.Sınıflardaki öğrenci sayısının 30’u geçmemesinin sağlanması amacıyla kamu okulları için arsa üretilmelidir.
Sağlık hizmetlerine erişim, sağlığın en temel insan hakkı olarak herkese, her zaman ve her yerde sağlanabilmesinin önkoşuludur. Kamu Sağlık Kuruluşları için Belediyeler tarafından uygun arsalar sağlanmalı, gerekli yerlerde Belediyeye ait Halk Sağlığı Merkezleri, Belediye Hastaneleri açılmalıdır.
Yargı kararlarına kesinlikle uyulmalıdır. 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planları ile ilgili yargı kararlarına alt ölçek planlarını da kapsayacak biçimde uyulması, planlamaların yeniden katılımcı bir çerçevede değerlendirilmesi sağlanmalıdır.
Ulaşım ana planı yapılmalıdır. Araçları değil insanları bir yerden bir yere ulaştırmayı esas alan bir politika güdülmeli, özel araçların şehir merkezine girişini sınırlayacak önlemler alınmalı, trafiğe kapalı alanlar yaratılmalıdır.  Kentin coğrafi, iklimsel koşullarına uygun hafif raylı sistem ve deniz ulaşımı gibi toplu taşıma ağırlıklı ulaşım alternatifleri yaratılmalıdır.
Kentsel dönüşüm ve kentsel yenileme uygulamaları ile yeniden düzenlemeler, etkilenecek bölgenin/halkın ekonomik, sosyal, kültürel özellikleri dikkate alınarak; katılımcı, kentin bütününden kopuk ve piyasacı olmayan bir yaklaşımla değerlendirilmeli, parçacı ve rant yaratan çözümlerden kaçınılmalıdır. Toplu konut uygulamalarına karar verilmesi, yer seçimlerinin doğru yapılması ve kent kimliğine uygun konutların oluşturulabilmesi için planlama aşamasına meslek örgütlerinin katılımı sağlanmalıdır
Kent meydanları oluşturulmalıdır. Halkla kenti bütünleştirecek, kaynaştıracak, tüketimi ve rant sağlamayı öncelemeyen kent meydanları oluşturulmalı ve bu meydanların yeşil akslarla birbirlerine bağlantıları sağlanmalıdır.
Kişi başına düşen yeşil alan miktarı arttırılmalı ve kent içinde orantılı dağıtılması sağlanmalıdır.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanan “Sağlıklı Kent” yaklaşımı benimsenmelidir. Toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren her türlü girişime karar verilmeden önce (kent meydanı, hal, organize sanayi, tarım alanı, park vb.) mutlaka SED “Sağlık Etki Değerlendirmesi”  raporu çıkarılmalıdır.
Sigarasız kent için uğraş verilmelidir.
Toplum ruh sağlığı yerel yönetimlerin hizmet üretmesi gereken hizmet alanlarıdır. Toplum Ruh Sağlığı ile ilgili bir Rehabilitasyon Merkezi kurmak amacıyla Yerel Yönetimler, Üniversite ve Sağlık Müdürlükleri işbirliği içinde çalışmalıdır. Kentin yoksul mahallerinde kemikleşen uyuşturucu kullanımı ve satışı ile mücadele sağlıklı bir gelecek için önemlidir. 
Okul sağlığı alanında yerel yönetimler öğrencilere beslenme desteği sağlayabilir, kültürel etkinlikler düzenleyebilir. Belediyeler başta sosyoekonomik koşulları kötü olan bölgelerde olmak üzere okullarda süt dağıtmalıdır. Bu amaçla kurulan kooperatifler sayesinde maliyet düşürülerekdaha çok kişiye süt dağıtabilmelidir. Çalışanların sağlığı ve çalışma hayatında iş güvenliği yerel yönetimlerin hem farkındalık yaratabileceği, hem de doğrudan hizmet üretebileceği bir alandır. İşyeri sağlık birimi çalışanlarına yönelik eğitim etkinlikleri, bilimsel etkinlikler, sağlık eğitimi/bilgilendirme temel sağlık hizmetlerinin en önemli bileşenlerinden biridir.
Yerel Yönetimler sürekli/düzenli olarak çeşitli hedef gruplara (çocuklar, gençler, kadınlar, çalışanlar, yaşlılar) yönelik sağlık eğitimi etkinlikleri düzenlemelidir. Bu alanda çalışan ve kar amacı gütmeyen kuruluşlara destek olmalıdır. Yaşam biçimi değişiklikleri için yurttaşın güdülenmesi sağlıklı yaşam için en önemli araçlardan birisidir.
Belediyeler bedensel etkinlikleriözendirmek amacıyla yurttaşların kolay erişebilecekleri yürüyüş yolları, bisiklet yolları, parklarda aletli kültür/fizik olanakları sağlamalıdır.
Yerel yönetimler yenilenebilir enerji için politika geliştirmelidir. Kent aydınlatmasında güneş enerjisinin kullanılması için girişimde bulunmak bu politikanın bileşenlerinden birisi olabilir. Nükleer enerji ve ithal kömüre dayalı termik santral uygulaması gibi konularda Belediyeler ulusal-uluslararası şirketleri değil, toplum sağlığının yanında olmalıdır.
Hava, deniz, su, elektromanyetik alan, gürültü, sanayiden kaynaklanan kirlilik sağlığı doğrudan etkileyen çok önemli bir konudur. Yerel yönetimler hava kirletici düzeylerini sürekli olarak ölçmeli ve ölçüm sonuçlarını internet ortamından toplumla paylaşmalıdır. Hava kirliliğine yol açan fosil yakıtlar, endüstri ve trafikle ilgili etkin önlemler alınmalıdır. Elektromanyetik alan kirliliği göz ardı edilen önemli bir konudur. Yüksek gerilim hatlarının yeraltına alınması için girişimde bulunulmalıdır. Baz istasyonlarının sağlığı etkilemeyecek biçimde kurulması sağlanmalı, yerel yönetimler baz istasyonlarının takipçisi olmalıdır. Baz istasyonları doğumevleri, anaokulları, okullar, huzurevi vb. kurum ve kuruluşların yakınlarına yerleştirilmemelidir. Gürültü kirliliği konusunda, her Belediye gece ve gündüz gürültü haritalarını çıkarmalı; gürültünün yüksek olduğu yerleşim alanlarında (gürültü duvarları vb.) önlemler almalıdır. Gürültüye yol açan işletmeler uyarılmalı, uyarıya karşın düzelme olmaması halinde cezalandırılmalı, gerekiyorsa kapatılmalıdır. Sanayiden kaynaklanan kirlilik önemli bir çevre sorunudur. Yerel yönetimler atık sular ile yüzey sularını sürekli olarak denetlemeli ve kirliliğe yol açan işletmeleri saptayarak gerekli girişimlerde bulunmalıdır.
Kentin turistik potansiyelinin ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımı sağlanmalıdır. Kentin tarihi değerlerinin korunması, ortaya çıkarılması ve restorasyon çalışmaları bilimsel ölçütler gözetilerek yapılmalıdır. Turizm alanında çalışanlar kentin tatları, lezzetleri ve renklerini koruyup sürdürecek iş gücü haline getirilmelidir. Deniz, yayla turizmi, sağlık turizmi vb. konularda turistik dönüşüm alanlarını canlandırmak, koruyup idame ettirmek için uğraş verilmelidir.
Müze sayıları arttırılıp, müzeler çağdaş müzecilik anlayışıyla yönetilmelidir. Günümüz gereksinimlerine yanıt verebilecek teknolojik donanımlı, sabit ve gezici kütüphaneler toplumun dezavantajlı kesimleri de içinde olmak üzere tümüne ulaştırılmalıdır.
Sağlıklı kentin yaratılmasına yönelik bu çabalar kamucu, katılımcı sosyal belediyeciliği önemseyen, demokratik kanalları açık bir Belediye Başkanı ile mümkündür. 
 
Sağlıklı bir kent ve çevrede yaşamak dileğiyle. Sağlıklı kalın.
 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV