16 Aralık 2017 Cumartesi

ÇOCUKLAR DA DEPRESYONDA

Prof. Dr. Fevziye Toros, çocuk sahibi çiftlere önemli uyarılarda bulundu

07 Nisan 2013 Pazar 18:12
ÇOCUKLAR DA DEPRESYONDA
 BEDİR SOLMAZ

 

Baharın gelmesiyle birlikte doğada baş gösteren yekiniş bir ucundan olumlu olumsuz yönleriyle insanlar da yansıyor; geçmişe dönük verilere göre,  bu durumdan içinde bulundukları şartlar gereği henüz yaşamlarının baharında olan öğrencilik çağındaki çocuk ve ergenlerin daha çok etkilendikleri gözleniyor. Depresyona sınıf tekrarı yapma, ebeveynlerle sorunlar yaşama, son 1 yıl içinde bulunulan şehirden başka şehre göç, okulda arkadaş ve öğretmenleri tarafından küçümsenme-alay edilme gibi sorunlar, intihar girişimine ise sigara, alkol ve diğer bağımlılık yapıcı madde kullanma, sınıf tekrarı yapma, okulda fiziksel şiddete maruz kalma, okulda arkadaşlar arası uyum sorunları yaşanması, okula devamsızlığın olması, son 1 yıl içinde trafik kazası geçirme ve hastanede yatarak tedavi görmüş olma sıra ile en önemli risk faktörlerin yol açtığı saptanmış.  Kimi durumlarda felaketle sonuçlanan bu yaşamsal konuya ışık tutabilmek adına İmece Kent Söyleşileri’ne Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD. Başkanı Prof Dr. Fevziye Toros’u konuk ettik.

-Sayın Toros, yaklaşık 3 ay sonra yeni bir sohbet için birlikteyiz; yaşam alanlarındaki çeşitlenmeye paralel sıkıntılarda artıyor; toplum olarak trafikte, işyerlerinde, ömrümüzü geçirdiğimiz sokaklarda adeta cinnet getirme noktasına geldik, hadi büyükler neyse de yolunun henüz başındaki çocuklarda depresyon olur mu?

-Fevziye Toros: Evet, önceleri sadece erişkinlerde olduğu düşünülen depresyon artık yaşamın her döneminde, bebeklikten itibaren ortaya çıkabilmektedir.

-Çocuk ve ergendeki depresyonların farkı var mıdır?

F.T: Evet, çocuk ve ergenlerdeki depresyonda genetik yük daha fazladır. Ebeveynlerden birisinin depresyon geçirme öyküsü var ise çocuk ve ergende depresyon görülme sıklığı 2-3 kat, her iki ebeveynde depresyon öyküsü var ise çocuk ve ergende depresyon geçirme 4-5 kat artabilmektedir. Ayrıca depresyon ne kadar erken yaşta ortaya çıkar ise ilerleyen yılda yineleme olasılığının o kadar yüksek olduğunu ve ergen yaşta başlangıçlı depresyonların daha şiddetli geçtiğini, tedavi desteğinin en erken sürede başlamasının yineleme olasılığını azalttığını söyleyebiliriz.

-Çocuk ve ergenlerde depresyon sıklığı nedir?

F.T: Çocuk ve ergenlerde yapılan araştırmalarda çok değişen sıklıkta bildirimler mevcuttur. 2004-2005 yıllarında ben ve arkadaşlarımın Mersin ilinde 18 ortaokul ve lisede yapmış olduğumuz çalışmada depresyon yaygınlığını %12,5 olarak bulmuştuk. Yani 40 kişilik bir sınıf olarak düşünürsek 4 -5 ergenin depresyona sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz.

-Yaptığınız çalışmada intihar sıklığına bakıldı mı?

F.T: Evet, çalışmaya aldığımız 4143 çocuk ergende intihar girişim sıklığı 80 olarak bildirilmişti (yüzde 1.9). Bunun çoğunluğunu depresyonu olan çocuk ve ergenler oluşturmaktaydı.

- Mersin’de yaptığınız çalışmada çocuk ve ergenlerde depresyon için ne tür riskler saptadınız?

F.T: Çoğu risk faktörleri depresyon ve intihar girişimi için ortaktır. Depresyon için; Sınıf tekrarı yapma, ebeveynlerle sorunlar yaşama, son 1 yıl içinde bulunulan şehirden başka şehre göç, okulda arkadaş ve öğretmenleri tarafından küçümsenme-alay edilme, akrabalar arasında intihar girişim öyküsünün olması, okulda arkadaşlar arası uyum sorunları yaşanması, evde aşırı cezalandırılma, babada işsizlik, annede sigara alışkanlığı, genç anne-babaya sahi olma 2-4 kat depresyon riskini arttırmaktaydı. İntihar girişimi için; Sigara, alkol ve diğer bağımlılık yapıcı madde kullanma, okulda arkadaş ve öğretmenleri tarafından küçümsenme-alay edilme, sınıf tekrarı yapma, okulda fiziksel şiddete maruz kalma, okulda arkadaşlar arası uyum sorunları yaşanması, okula devamsızlığın olması, son 1 yıl içinde trafik kazası geçirme ve hastanede yatarak tedavi görmüş olma sıra ile en önemli risk faktörleri olarak saptandı.

-Çocuk ve ergen depresyonunun tedavisinde neler yapılmalı?

F.T: Öncelikle tedavi sürecinde aile, okul, uzmanın işbirliği son derece önemlidir. Ailedeki yanlış turumlar aileye anlatılarak çocuk ve ergen üzerindeki olumsuz etkileri anlatılmalı. Okuldaki uyum sorunları, derslerdeki başarısızlıklar,… öğretmenlerin de desteği ile alınmalı. Uzman olarak işbirliği için doğru yönlendirmeler ve terapi gereğinde ilaç desteği verilmeli. Çocuk ve ergen psikiyatristi olarak çocuk ve ergenlerde depresyona yatkınlığa yol açabilecek biyolojik nedenler ekarte edilmesi, birlikte görülebilecek (uyum bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluklar, kaygı bozuklukları, zihinsel gerilikler,…) diğer ruhsal bozuklukların varlığı araştırılmalı ve tedavi desteğinde bütüncül yaklaşım yapılmalıdır.

-İntihar girişiminde bulunan çocuk ve ergende bu durum tekrar eder mi; bunun nedenleri neler olabilir?

F.T: Maalesef hiç intihar girişim deneyimi olmayan çocuk ve ergene göre daha büyük risk ile benzer davranış paterni görülebilir. Bazen çocuk ve ergenler intihar girişimini bir çözüm yöntemi olarak kullanabilirler. Burada hemen bir uyarıda bulunmak gerekir. Biz ebeveynler de bazen istemeden bu konuda örnek teşkil ederiz. Örneğin; çocuklar küçükken bizlerin çözümünde zorlandığımız konularda ‘ölsem de kurtulsam’ gibi mesajlar iletmemiz büyüyen çocuk ve ergen üzerinde sıkıntılı anında ölüm bir araç olabilir mesajını iletmemize neden olabilir. Bu konuda tabii ki medyanın da çok önemli bir rolü olduğu kesindir.

Ailelerin çocuklardaki intihar girişimi sonucu takındıkları tutumlar da oldukça önemlidir. Çocuklar bu yöntemle kendilerindeki sorunların ertelendiğini, aile içi sorunların çözümünün ertelendiğini keşfederler intihar girişimini yineleyebilirler. Diğer neden de çocuklardaki streslerle baş edebilme yetisidir. Bu konuda yetersiz olan çocuk ve ergende intihar girişimleri daha sık olacaktır. İntihar girişimi tahmin edilebileceği gibi depresyonun yoğunluğu ve ailede intihar girişim öyküsünün olması ile de doğrusal ilişkilidir.

Bu nedenlerden dolayı intihar girişiminde henüz bulunmayan çocuk ve ergenlerin bu konu üzerindeki söylemleri de dikkate alınmalıdır. Bunlar gelecekteki intihar girişimin öncül sinyalleri olabilir.

-Çocuk ve ergenlerde görülen depresyonun bulgularında erişkinlere göre farklılıklar olabilir mi?

F.T: Kesinlikle evet; depresyonu olan çocuk ve ergende durgunluk, sıkıntı, mutsuzluk, zevk alamama, ilgi azalması (oyunlarda, ödevlerde, sosyal aktivitelerde, hobilerinde,… olabilir), iştah azalması-artması, uyku azalması-artması olabilir. Ancak bazen hiperaktivite, dikkat eksikliği, ders notlarında düşmeler, arkadaş ilişkilerinde hırçınlık-kavgaya meyil, okuldan-evden kaçma, delici-kesici alete merak, bağımlılık yapıcı madde kullanma, okul devamsızlıkları, çabuk öfkelenme, bulgularının altında da depresyon olabilir.

-Çocuk ve ergenlerde görülen depresyonun mevsimsel özelliği var mıdır?

F.T: Çocuk ve ergende depresyon her mevsim görülebilir elbet. Ancak bahar dönemlerine özellikle dikkat etmek gerekir. Romantik ilişkilerin, ayrılmaların sık yaşandığı bahar dönemlerinde diğer pek çok risk faktörü ile birlikte daha sık depresyon görebiliriz.

-Depresyonu olan çocuk ve ergenler ile ilgili önerileriniz nelerdir?

F.T: Genel olarak şunu söyleyebilirim ki çocuk ve ergenler duygu ve düşüncelerini biz erişkinlerden çok daha erken ve net bildiriyor ve yansıtıyorlar. Bu nedenle onların yorumları, düşünceleri ve farklı davranışlarını eleştirmeden dikkate almalı ve uzman desteği almada ve danışmada geç kalınmamalıdır. Erken olan her şeyin çaresi her zaman daha erken olacaktır.

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV