23 Ekim 2017 Pazartesi

BİZ TÜRKİYE’YİZ!

Hazırlayan: M. Ünal Uysal (Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi)

11 Ocak 2013 Cuma 18:47
BİZ TÜRKİYE’YİZ!
  “Roman kimliğine geçmişten bu yana çok ciddi anlamda bir önyargı vardı. Devlet memurluğunda çalışan vatandaşlarımız Roman kimliklerini saklamak zorunda kalıyordu. 1934 İskan Yasası’nda ikinci sınıf vatandaş muamelesini açıkça görmekteyiz. Roman açılımı ile beraber bu ve buna benzer yasaların çoğu kaldırıldı. Fakat zihinlerden kaldırılamadı.”

 

Onlar Türkiye de yaşayan renkli bir kültüre sahip vatandaşlarımız. Tek istedikleri şey önyargılarından kurtulmuş bir Türkiye.  Türkiye’de yaşamaktan mutluluk duyan Romanlar daha barışçı ve yurttaşça yaşamak için kendilerini ‘öteki’ kavramından uzak tutuyorlar.

Tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye’de yaşamaktan hoşnut olan Romanlar zihinlerde oluşan önyargıyı kırmak için birçok çalışmaya imza atıyor. Son dönemlerde yaptıkları etkinliklerle ön plana çıkan Mersin’deki Roman vatandaşları Akdeniz Roman Derneği Federasyonu Başkan Ali Daylam ile konuştuk.


- Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Ali Daylam:  Ben, Akdeniz Roman Derneği Federasyonu Başkan Ali Daylam. Türkiye’de yaşayan bir Roman vatandaşıyım. Bunun yanında Avrupa Roman Göçmenleri konsey temsilcisi olarak çalışmalarıma devam ediyorum.

- Mersinde yaşayan Roman vatandaşlarımız hakkında bilgi verir misiniz?

A.D: Mersinde 10 bin civarında Roman vatandaşı yaşamaktadır. Bu arkadaşlarımız genellikle el sanatları, müzisyenlik ve katı atık toplayıcılığı ile uğraşmaktadır. Bunun yanında muhtelif meslekler icra ederek yaşamlarını sürdürmektedirler. Şimdilerde ise yeni meslekler kazanmak için Mersin Valiliği bünyesinde mesleki eğitim çalışmalarına katılmaktadırlar.

- Bu ülkede yaşarken kendinizi ikinci sınıf vatandaş olarak hissettiğiniz oldu mu?

A.D: Bizler her zaman o duyguya kapıldık. İlköğretim sözlüklerinde çingenelikle ilgili yakışık olmayan sözcüklere rastlıyoruz. 1934 iskan yasasında göçebeler, çingeneler ve anarşistler 1. dereceden devlet memuru olamıyordu.  Zaten bu kanunda ikinci sınıf vatandaş muamelesini açıkça görmekteyiz. Ancak yakın zamanda Roman açılımı ile beraber bu ve buna benzer yasaların çoğu kaldırıldı. Fakat zihinlerden kaldırılamadı. Toplumun Romanları tanıma konusunda birçok çalışma oldu ama tam anlamıyla o düşünce değişti diyemiyoruz. Roman toplumu bu ülkenin bir parçasıdır. Milliyetçilik bağlamında bayrağına ve toprağına o denli bağlıdır.

- Türkiye’de Roman kimliğinizle kazandıklarınız ve kaybettikleriniz nelerdir?

A.D: Roman kimliğine geçmişten bu yana çok ciddi anlamda bir önyargı vardı. Devlet memurluğunda çalışan vatandaşlarımız Roman kimliklerini saklamak zorunda kalıyordu. Roman müzisyenler de aynı şekilde kimliklerini gizleyerek çalışıyorlardı. Eskiden gelen ön yargılar biraz kırılmış olsa da şuan hala toplumun ön yargı ile baktığına şahit olabiliyoruz. Kazanımlarımız ise; insan belleklerinde bırakmış olduğumuz seda oldu. İçimiz neyse dışımızda o olduğu için tatlı bir tebessümle insanlarda bir iz bıraktığımızı düşünüyorum.

- Türk halkından en çok hangi konuda destek gördünüz?

A.D: Roman toplumu kendini öteki olarak değil, bir Türk olarak görmektedir. Bu ülkenin asli unsurlarından birini oluşturuyoruz.  O yüzden bizlerle ilgili insanların belleklerinde ne olursa olsun biz Türk vatandaşıyız ve bundan gurur duyuyoruz.

- Devlet yetkilileriyle gerçekleştirdiğiniz görüşmeleriniz var mı ve size sunulan imkânlar oldu mu?

A.D: Roman açılımından sonra birçok milletvekili ve bakanlarımızla görüşmelerimiz oldu. Başbakanımızla bir araya gelerek camiamızın sorunlarını gündeme yatırdık. Risk altındaki Roman çocukları için eğitim ve entegrasyon çalıştayı oluşturduk. Aynı dönemlerde İzmir’de iş gücü piyasasına Romanların entegrasyonu çalıştayını yaptık. Bu çalıştayın ardından her ilden 50 Roman vatandaşı Toplum Yararına Çalışma Programı (TYÇP) kapsamında 9 aylık geçici süreyle istihdam edildi.

-Türk ve Roman halkının kaynaşması ve yeni bir sentez oluşturulabilmesi için neler yapılmalıdır?

A.D: Bununla ilgili olarak Kültür Bakanlığımızın çalışmaları olmuştu. Ancak çok geniş kapsamlı değildi. Roman kültürü çok renkli bir kültürdür. Romani Müzikaller ve dramalar kültürümüzün bir parçasıdır. Bu özelliklerimizi devlet politikası ve geleneği haline getirirsek hem ulusumuzun kültürüne katkı sağlarız hem de bizim kültürümüzün yok olup gitmesini engelleriz.

- Roman kültürünün yok olmaya başladığını hiç düşündünüz mü?

A.D: Metropol kentlerde bir takım yozlaşmaların olduğunu söyleyebiliriz. Ancak son dönemlerde devletimizin yapmış olduğu çalışmalarla ve dernek sayılarımızın artmasıyla kültürümüzün yok olup gitmesini engelleyecek seviyeye geldik. Derneklerde yapılan çalışmalarla bu kültürümüz ayakta kalmayı başarmıştır. Bu bizler adına sevindirici bir durumdur. Bu kapsamda yaptığımız geniş çaplı etkinliklerden olan Hıdırellez ve Kakava şenlikleri bunun en iyi örneğini göstermiştir.

-Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

A.D:  Bizler bugüne kadar öteki görülen, yok sayılan ve öncelik sıralamasında hep son sıralarda kalan bir toplum olduk. Buna rağmen Roman toplumu hiçbir zaman ulusumuza tehdit unsuru olmamıştır. Tüm olumsuzluklara rağmen ortak amacımız insan mutluluğu olmuştur. Bundan dolayı bizler tüm önyargılarından arınmış bir Türkiye istiyoruz. Daha kardeşçe daha yurttaşça. Çünkü biz hepimiziz. Biz Türkiyeyiz.

 

DERNEK HEM EĞİTİM, HEM DAYANIŞMA MERKEZİ

 

- Derneğinizin kuruluş amacı hakkında neler söylemek istersiniz?

A.D: Kuruluş amacımız burada yaşayan Roman vatandaşları bir araya getirmek ve onların sorunlarına çözümler üretmektir. Kültürel ve sosyal çalışmalarla bu arkadaşlarımıza yardımcı olmak öncelikli amaçlarımızdandır. Bunun dışında okul çağındaki çocuklarımızın eğitim alanındaki eksikliklerine çözüm üretmek ve meslek sahibi olmayan vatandaşlarımızın da meslek edinmelerini sağlamak bu dernek çatısı altında toplanmamıza etken olmuştur.

- Derneğiniz farklı etkinliklerle Roman vatandaşlarımızın yanında oluyor. Bu etkinliklerden bahseder misiniz?

A.D: Bu zamana kadar derneğimiz birçok etkinliğe ev sahipliği yapmıştır. Bu etkinliklere vatandaşlarımız oldukça ilgi göstermektedir. Yaptığımız çalışmalar sonucunda, özellikle anne babaların eğitimsiz olması ve yaşadıkları yerlerin fiziksel açıdan uygun olmaması sonucunda genç arkadaşlarımızın eğitiminde sorunlar yaşadığını ortaya çıkardı. Bizde bu olumsuz durumu düzeltmek için eğitim alanında etkinliklerimize ağırlık verdik. Federasyonumuzun eğitim binasında sınıflar açarak öğrencilerimizin yanında olduk. Öğretmenler eşliğinde yapılan eğitimlerde öğrencilerimizin hem eksik olduğu konulara çalışıldı hem de ev ödevlerini yapmaları sağlandı. Öğretmenlerimizle oluşturduğumuz bu motivasyon ortamında öğrencilerimizin başarısı artmaya başladı. Bu bizler için oldukça sevindirici bir olay oldu. Öğrencilerimize okula gitmeden önce sıcak aş vererek okula tok gitmelerini sağladık. Hafta sonları ise müziğe ilgili öğrencilerimize müzikal eğitimler vermeye de devam ediyoruz. Bunun yanında Türkiye’ye model oluşturacak bir çalışmanın içerisindeyiz. Bu projenin adı; Akdeniz Çocuk Sanatı Atölyesi ve Etüt Evi projesidir. Mersin Valiliği, Toroslar Belediyesi, Açık Toplum Vakfı ve Akdeniz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bu projeye ortak olmuştur. Bu proje kapsamında birçok çocuğumuz eğitimlerine düzenli olarak devam etmektedir.

 

 

Hazırlayan: M. Ünal Uysal (Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi)

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV