16 Aralık 2017 Cumartesi

Günü kurtarma kaygısına itilmişiz!

15 Mayıs 2014, 19:22
Günü kurtarma kaygısına itilmişiz!
BEDİR SOLMAZ
 Bizi bunaltan sorunlara ne kadar kafa yorsak da iş olacağına varıyor.
Hiçbir sonuç nedensiz olmadığı gibi, süreç içerisindeki nedenler de, olumlu ya da olumsuz mutlaka bir sonuca dayanıyor.
Örneğin, siyasilere kızıp sandığa gitmeyiz, yürürlükte olan seçim sistemine göre kullanmadığımız her oy temelden karşı olduğumuz tarafın hanesine yazılıp baskı ve savunduğumuz değerlere tehdit olarak tekrar bize döner.
Bilinçsizce kestiğimiz orman alanlarından akan sular sele dönüşüp yerleşim birimlerini basar; daha yalın bir örnek, en yakınımız olan çocuklarımızın geçmişte önemsiz sayarak hoş gördüğümüz bazı davranışları günün birinde sorun olarak karşımıza çıkar; daha önce kendi ellerimizle hazırladığımız nedenler yaşantımızı etkileyen açmazlara dönüşür.
Sonuçlar üzerine dövünmek boş olup, ilahi adalet, cennet-cehennem beklentileriyle avunmak da ham hayalden öte bir şey değildir.
İlahi adalet, insanların ellerinde olmadan geldikleri bu dünyada insanca yaşamaları; cehennem ise milyon, hatta milyarlarca canın acı çektiği ortamın ta kendisidir.
Bizi açmazlara düşüren, çevremizi sorunlarla ören olguların temelinde, yaşamı geçirilen zaman olarak algılamamızdır; doğamızda bulunan özseverlik, var olma kaygısı, gelecek korkusu, tembellik gibi etkenlerin tetiklemesiyle günübirlik çıkarlar uğruna ufkumuzu bir çırpıda ipotek ediveririz.
Oysa yaşam bir ömürdür.
Yaşamın, geçirilen gün değil de ömür olduğunu pişmanlıklarımızın ifadesi olan “keşke”lerle duyumsarız. Ne var ki iş işten çoktan geçmiştir artık; çünkü zaman denen acımasız öğretmenin gözünde pişmanlıkların hiçbir hükmü yoktur.
İşte yaşandığımızı sanıp aslında geçirdiğimiz günlerde çoğumuzun artık anımsamadığı tarihsel bir örnek:
Sivas-Madımak yangınının yüzümüze çaldığı karayı hangi pişmanlık silebilir?
Olaya baştan sona tepki gösterdiğimizi düşünüp karanlık özlemcilerinin gözü dönmüş maşalarının lanetlemek sorumluluktan kurtarır mı bizi?
Bu nedenle yaşamı bir maraton olarak algılayıp attığımız her boş adımın bizi insanlık ipini göğüslemekten uzaklaştıracağının bilinciyle hareket etmeliyiz.
Koşuya katılmak için öyle fazla bir sermayeye falan da ihtiyaç yoktur; yaşamın tüm alanlarının çalmaya çırpmaya, karşılıklı madik atmaya programlandığı günümüzde temiz bir yürek yeter.
Günün koşulları gereği herkesin ayrı bir hesapla kendini dışarı attığı evlerimizden başkalarına zarar vermemeyi ilke edinerek çıkabiliriz.
“Başkasına zarar vermemek yetmez, zarar verenlere de karşı olmak gerekir.” dediğinizi duyar gibiyim.
Evet, çok haklısınız; ama nerde o anlayışta insan?
Günü kurtarmak kaygısı içine itilen geniş toplum kesimleri, bırakın zarar verene karşı çıkmayı, en yakınının kafasını yarıp gözünü çıkarıyor.
İşte bu da bir sonuç; geçmiş yıllarda yapılan yanlışların yakıcı sonucu…
 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV