18 Şubat 2018 Pazar

ABİDİN YAĞMUR'UN YAZISI / TEK ADAM !

DENEMELER

11 Mayıs 2014 Pazar 17:26
ABİDİN YAĞMUR'UN YAZISI / TEK ADAM !



Toplantıya girerken tokalaştılar, gülüştüler; ayaküstü şakalaştılar demek ki…

Ne dedilerse artık…

*  *   *

Ama toplantı başlayıp da konu memleket meselelerinden açılınca, gerçekler dile getirilince, kızdı bizimki; ayağa kalktı, ‘edepsizlik yapma’ dedi.

Böylece devlet protokolüne girdi edepsizlik…

Sözcüğü…

*   *   *

Aslında, bizimkinin yerinde başka siyasetçiler olsaydı, birçok senaryo oluşurdu o kriz anında…

*   *   *

Birinci senaryo:

En yaygın protokol senaryosudur. Protokol üyesi, devlet büyüklerini eleştirirken, protokol sırasında oturan devlet büyüğü, elindeki programa ya da notlara bakıyormuş gibi yapıp uyuklar…

Hem karşısındakine ‘seni dinlemiyorum’ mesajı verir, hem dinleyip sinirlenmez, hem 40 dakika su gibi akıp geçer…

İlk alkışı duyduğunda uyanır, hiç uyumamış gibi, dinlemiş gibi alkışlar!

Fakat bu senaryoda önemli olan, protokolde uyuma edebine uyabilmek…

Uyuyan devlet büyüğünün başının öne ya da arkaya çok yatması, horlaması, dudaklarının iyice aralanıp ağzından su akması, uzun yol otobüsünde uyuyan adam gibi, yanındaki devlet büyüğünün mesela cumhurbaşkanının omzuna yatması hoş olmaz.

Edepsizlik olur!

*   *   *

İkinci senaryo:

Genelde ecnebiler bu senaryoyu kullanır. Protokol gereğince herkese selam verilir, havadan sudan konuşulur, bir iki ciddi espri yapılır… Protokol sırasına oturduktan sonra, eğer ‘Ben de buna kıl oluyorum’ dedikleri biri kürsüye çıkarsa, ev sahibinin kulağına eğilip sorulur:

-Ellerimi nerede yıkayabilirim?

Tuvaletin yolu tutulduktan sonra, biraz aynanın karşısında, biraz kâğıt havlu rulosunun önünde oyalanılır, kıl olunan kişinin konuşması bitince salona dönülür.

Kulak duymayınca gönül katlanacağından, en ağır eleştiriler bile sakince atlatılır böylece. Ama dikkat edilmesi gereken bir husus var: Mutlaka ‘ellerimi nerede yıkayabilirim’ diye sorulur. ‘Ayakyolu ne yanda, tuvalet nerede, sıkıştım yav’ gibi sokak ağzı, avam cümleler kesinlikle yasak.

Edepsizlik olur!

*    *    *

Üçüncü senaryo:

Eğer fikri takip yapabilen, özgür bir basın yoksa rahatça uygulanabilen bir senaryo… Protokol üyeleriyle tek tek tokalaştıktan sonra koltuğa oturulur, gazetecilere poz verilir. Yalandan bir iki konuşma dinlenir… Sinirleri germe ihtimali olan kişinin kürsüye gelmesinden üç beş dakika önce, acil bir şey çıkmış da hemen ofise dönülmesi gerekiyormuş gibi ev sahibinden izin istenilir, salondan çıkılır.

Fakat salondan çıkarken, cumhurbaşkanını, genelkurmay başkanını peşine takıp çıkmak kesinlikle olmaz.

Edepsizlik olur!

*    *    *

Dördüncü senaryo:

Sadece ekonomisi değil, demokrasisi de gelişmiş ülkelerde uygulanabilen, bizim gibi ülkelere sürrealist gelen bir senaryo türü.

Protokoldeki sırası ne olursa olsun, kürsüye çıkıp hükümeti, başbakanı, valileri eleştiren kişi sakince dinlenir. Notlar filan alınır. Arada bir ‘kafama takıldı, yanımdakine soruyorum’ izlenimi vermek için protokol üyelerine bir şeyler söylenir, eleştirmeci kürsüden inerken nazikçe alkışlanır. Kürsüye çıkınca da yanıt verilir.

Sadece ekonomisi değil, demokrasisi de gelişmiş ülkelerde en çok dikkat edilen husus, eleştirmeciye yanıtın sandalyeden değil, kürsüden verilmesidir. Çünkü oturduğu sandalyeden ya da ayağa kalkıp sandalyenin önünden yanıt vermek, biraz şey olur…

Hani edepsizlik değil de, şey…

Protokol kurallarına aykırılık olur!

*    *    *

Bizde ne oldu?

Sırası önemli değil, protokol üyesi kişi kürsüye geldi, hükümeti, başbakanı, valileri eleştirdi, lafı bitmeden bizimki oturduğu yerden müdahale etti. Yetmedi ayağa kalkıp müdahale etti.

Cumhurbaşkanı, kolunu tutup sakinleştirecek oldu, ona bile aldırmadı.

Gözünü öyle karattı ki, ‘Dur Abdullah abi Allah aşkına karışma’ demediği kaldı.

Ya da…

‘Abi siz karışmayın… Ne diyon la sen?’

*   *    * 

Aslında, bizimkinin yerinde başka siyasetçiler olsaydı, birçok senaryo oluşurdu o kriz anında…

Ama bizimki tek adam olduğundan, yegâne olduğundan, biricik olduğundan, eleştirilemez olduğundan…

Böyle oldu!

E cumhurbaşkanlığı seçimlerine kısa süre de kalınca…

*   *    *

Televizyonlarda izleyemedim, gazetede fotoğraflarını gördüm.

Ayağa kalkmış, elin adamını, sanki babasının oğlunu azarlar gibi ‘edepsizlik yapma’ diye azarlıyor ya…

O an korumalardan biri yerinden fırlayıp bizimkini kızdıran o avukatın ağzını niye kapatmamış, üçü beşi koşup adamı paçasından, yakasından çekerek niye götürmemiş şaştım.

Öyle oluyor çünkü genelde. Bizimki bir yerde konuşurken, biri ‘gık’ derse, bu ‘höt’ diyor, korumalar koşuyor, ‘gık’ diyenin ağzını kapatıyor, paçasından, yakasından tutup atıveriyorlar…

Salonda önceden ayarlanmış bir odaya alıp dövüyorlar!

O arada bizimki konuşmaya devam ediyor:

-Edepsizlik yapma!

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV