23 Ekim 2017 Pazartesi

Filmin en heyecanlı yeri/ABİDİN YAĞMUR yazdı...

21 Mayıs 2014, 13:36
Filmin en heyecanlı yeri/ABİDİN YAĞMUR yazdı...
Abidin YAĞMUR

Hakan Kutlu…

Genç bir teknik direktör…

Futbol üzerine bir film çekecek olsan…

Genç, idealist, inatçı bir teknik direktörün, önce haksızlığa uğramasını, sonra takımın başına yeniden gelip en zor 90 dakikadan zaferle çıkmasını anlatacak bir film çekecek olsan, başrol oyuncusunu şurada burada arama, çağır oynasın!

Gerçek yaşamda başından geçmiş çünkü ondan daha iyi hangi oyuncu anlatabilir ki bunu…

Mersin İdman Yurdu’nun Süper Lig’den düşmesinin garanti olduğu haftalarda takımın başına getirildi Hakan Kutlu. Takım küme düştükten sonra yeni bir kadro kurdu. PTT 1. Lig’de ahım şahım bir takım görüntüsü veremedi ama iyiydi, galip geliyordu, ilk 2’ye girme, olmadı Play-Off’a girme şansını sürdürüyordu…

Görevden aldılar!

Yerine, Türk futbolunun kurt hocası Yılmaz Vural’ı getirdiler; şampiyonluk beklerken 10 maç sonunda 6. sıradan Play-Off grubuna girdi Mersin.

Manisa az daha zorlasa, o da olmayacaktı belki…

*   *   *

Derken, bir akşamüstü, birden bire şehri terk etti kurt hoca…

Yöneticiler çare düşündüler, futbolculara sordular, futbolcular genç hocayı istedi. Yöneticiler aradı, genç hoca yanıt verdi:

-Geliyorum!

Örneğini ancak futbol filmlerinde görebileceğimiz bir şey yaşanmıştı; durduk yere takımdan gönderilen, istenmeyen adam ilan edilen genç teknik direktörü yeniden göreve çağırmışlardı. Büyük finale 2 gün kala!

Ekibi topluyoruz’ şeklinde bir replik vardır ya Amerikan filmlerinde, burada ekip zaten toplu haldeydi, liderini bekliyordu.

Ekibin lideri geldi, 2 gün içinde takımı hazırladı…

İç Anadolu, Ankara kültürüyle yoğrulmuş insanlar için, efendilik, büyüğe saygı esastır ya; ‘büyüğü’ sayılan Yılmaz Vural’ın ideal 11’ini bozmadı. Aynı 11’i sahaya sürdü.

Ama aslında sahada farklı bir 11 vardı!

Koşan, mücadele eden, kazanmayı isteyen; yani savaşan bir takım.

Futbola yeni başlamış bir genç kadar istekli, hevesli, savaşçı; futbola yıllarını vermiş ‘eski kurtlar’ gibi serinkanlı 11 adam…

Her futbol filminin final sahnesinde, biri kaleci, biri golcü iki oyuncu ön plana çıkarılır. Kaleci, en zor pozisyonlarda topu çeler; bir, iki, üç pozisyon… Filmi izleyenler gerim gerim gerilir. Derken golcü sahneye çıkar, golü atar…

Tribünler yıkılır, yeşil sahanın ortasında sevinç yumağı oluşur…

Bir zamanlar haksızlığa uğramış genç teknik direktör, o gürültülü sevinç içinde yedek kulübesine döner, oturur, ‘bitti’ der.

Mersin İdman Yurdu-Samsunspor finalinde de, o film sahnelerini hatırlatan anlar yaşandı işte; kalede Ahmet devleşti, gerilimin doruk noktasında Cem Sultan sahneye çıktı, golü yazdı, teknik direktör Hakan Kutlu, ‘bitti’ dedi, ‘ben kazandım!’

Pazar günü, İstanbul’da, bir kez daha gördük ki, futbol, sadece para, sadece kariyer, sadece parlak bir CV, sadece sistem değil…

Futbol biraz da ahde vefa işi, biraz da yürek işi…

*   *    * 

Futbolun olmazsa olmazı taraftarlar elbette.

İyi günde, kötü günde, şampiyonluğa giden yolda ya da kümeye giden uçurumda hep takımın arkasında olan; her yıl değişen 11 adama bir bütün olarak ‘sen’ diye seslenen taraftar…

Mersin İdman Yurdu taraftarı, Pazar günü İstanbul’u, Kadıköy’ü bayram yerine çevirdi. Konforsuz otobüslerle Mersin’den İstanbul’a gelenler, bütçesini zorlayıp uçakla gelenler, bin bir zahmete girip ‘karşıdan’ gelenler…

Ama taraftarın bu coşkusuna, bu heyecanına, bu vefasına ne MİY yönetimi layık olabildi, ne TFF, ne polis…

Her şey, insanlar maçı izlemesin diye kurgulanmıştı sanki.

Bilet satışında sorunlar çıktı. Yüzlerce kişi, stadın etrafında yana yakıla bilet aradı. Devreye karaborsacılar girdi, polis bir ikisini aldı götürdü. Onca insan bilet ararken ne bir TFF yetkilisi çözüm buldu, ne bir MİY yöneticisi.

MİY yönetimi daha iyi organize olabilir, bilet krizini çözebilirdi. Çözemedi diyelim, onca zahmete katlanıp Kadıköy’e gelen kadın, erkek, yaşlı, çocuk yüzlerce insanın yalnız olmadığını bir şekilde hissettirebilirdi. Yapamadılar.

Üstüne polisin Samsun taraftarına müdahalesi, sıkılan gazın stat çevresindekileri etkilemesi eklendi. Yetmedi, TFF’nin hatası yüzünden Samsunspor taraftarları stattan polis zoruyla çıkarıldı.

Her şey, maça gelenlerin işini zorlaştırmak için kurgulanmıştı sanki. Keyifle, çağdaş bir ortamda, insan gibi muamele görerek maç izleme, takımı destekleme hakkı tanınmadı insanlara.

Ama futbolda her sitem, her protesto, her keder, takım galip gelince, şampiyon olunca biter.

Mersin İdman Yurdu şampiyon olunca, binlerce taraftar çekilen zahmeti unutuverdi…

Mersin artık Süper Lig’deydi…

 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV