23 Ağustos 2017 Çarşamba

Bir Edepsizin Not Defterinden !..

15 Mayıs 2014, 19:23
Bir Edepsizin Not Defterinden !..
Erdal AKALIN
 Edepsiz, son hafta gelişen ve üstelik devlet katında oluşan, arzu edilmeyen bir tartışma nedeni ile hepimizin ağzına düşen bir sözcük oluverdi.  TDK Sözlüğü, edepsiz kelimesini şöyle açıklıyor; “Utanılacak işleri hiç sıkılmadan yapan, utanmaz, sıkılmaz ve sakınılacak kötü kimse, şirret.”  ( Ki; kürsüdeki konuşmacı asla bu tanıma giremezdi, bence!).
 
Dün sunduğum yazım ile sanırım birçok T.C. Vatandaşı gibi, bendeniz de kendimi azıcık sorgulamak ve aklımdan geçenleri sizlerle paylaşırken; acaba normal ve yurttaşlık görev ve sorumluluğunu bilen bir kişi miyim, yoksa edepsizin teki miyim diye sizlere danışmak gereksinimi duymuştum.  Halen kendimi irdelemekle meşgulum!
 
Bugün ise, edepsizlik etmekten kaçınarak, not defterimi karıştırırken rastladığım ve bir kısmınızın bildiğini sandığım bir fıkra ile günü geçiştirmek arzusundayım.  Fıkramızın kahramanını, bazı yöre insanlarımızı hedef alarak edepsizlik (!) etmemek adına, kendi öz toprağımın insanı olarak tanıtmak istiyorum.  Antakyalı aziz hemşerilerim beni anlayışla ve hoşgörü ile karşılayacaklardır, eminim!
 
Antakyalı’nın birisi, can sıkıntısından olsa gerek, Asi Nehri kıyısında amaçsız olarak geziniyor ve güzel coğrafyayı seyrederek kafasını boşaltmaya çalışıyormuş.  Yürürken tam kıyısında ırmağın, ayaklarının altındaki kısmen çamurlaşmış toprakta ucu parıldayan bir nesne görmüş.  Elleri ile kazıyarak parlayan şeyi ortaya çıkarınca, bunun ucu tıpa ile kapatılmış kristal benzeri bir şişe olduğunu anlamış.  Çeperlerini temizledikten sonra azıcık zorlanarak tıpasını çıkarmaya koyulmuş şişenin.  Birden etrafını şişenin içinden aniden çıkan bir sis bulutu sarmış ki, gariban Antakyalı şaşırıvermiş bu gelişmeden.
 
Sis dağılırken, karşısında başında fes benzeri takke olan bir dev yaratık şekillenmiş.  Şişeden çıkan dev, afallamış Antakyalı’ya bakarak konuşmuş.  Bakalım ne söylemiş;
“Asırlar boyu hapis olduğum bu şişeden beni kurtardığın için sana minnettarım.  Ben, artık senin arzuladığın her mucizeyi senin için, yani yeni efendim için yaratabilirim.  Şimdi, dile benden ne dilersen.”
 
Panik halini atlatan Antakyalı, rahatlamış bir havaya girerek konuşmuş ve ilk dileğini söylemiş mucizevi deve;
 
“Oğlum ailesi ile Amerika’ya göçtü.  Onları özledim ve ziyaret etmek istiyorum.  Ancak hava yolundan hoşlanmam, deniz yolu ile gitmek ise çok zahmetli.  Madem ki sen her bir şeyi becerirsin, Antakya’dan Los Angeles’e kadar bana bir karayolu yarat ki, bende arabamla rahatça yolculuk yapayım!”
 
Dev, azıcık düşünmüş ve yanıtlamış yeni efendisini;
“Bu çok zor bir inşaat olacak, bu nedenle başka bir dilekte bulunmanı rica ediyorum.”
Antakyalı kısaca düşünmüş ve bir türlü ruh dünyalarını çözümleyemediği kadınlar hakkında bir bilgi almak istemiş.  Çünkü, bu latif varlıkların bir dedikleri bir dediklerine uymaz, anlaşılması zor insancıklar olduğuna inanmakta imiş. Örneğin; telefonuna yanıt vermeyen bir kadının, özel günü için mesajla sunmak yolunu seçtiği kutlama iletisine, ‘Beni neden sesli aramadın’ diye kızmasını da unutmamışmış!  Bu nedenle dilemiş devden;
“Bana kadınları anlamam için bir formül söyle.”
 
Dev, kısa süre düşünmüş, kafasını kaşımış, sonra yüzünü ekşiterek yanıt vermiş;
“Şu kadınlar için formül istemeyi unutalım; söyle bakalım Antakya’dan Los Angeles’a istediğin yol duble mi olsun, yoksa otoban mı?”
***
AK-ŞAKA olarak; edepsizlik formatına sokularak bizleri şaşırtan ve devletin uyulması gereken protokol kurallarını hiçe sayarak, ön bölümde oturan zevatın toplantıyı terk ediş sıralarını düşününce, kafamın karıştığını içtenlikle ifade etmeliyim.  Önde çıkması gereken ki, bence toplantıyı asla zat-ı alileri terk etmemeli idi, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ikinci üçüncü sıraya girmeyi içine sindirerek salonu terk etmesi yanında, korumaların salondakileri bir tür muhassaraya alarak engellemelerini izleyince, benim gibi devlet katındaki hiyerarşiye saygılı birisinin şaşırmaması olası değildi!
 
Şimdi bir Antakyalı olarak mucizeler yaratan deve ben de bir dilekte bulunuyorum;
“Dev Amca, bize çabuk yoldan ‘Bir Çatı Adayı’ öner ki; devletimizin içine düştüğü bu sıkıntılı ve gergin atmosferden bir an önce kurtulalım.  Yetmiş altı milyonu kucaklayan, demokrasiye ve devlet hukukuna sahip çıkacak bir adaya şiddetle gereksinimimiz var.  CHP veMHP liderleri yanında, diğer partilerin liderlerine de azıcık izan ihsan et ki, bu kısır döngüden bir an evvel çıkalım!”
 
Bu dileğim, asla ve kat’a edepsizlik değildir ve çağını yaşamak isteyen; sosyal devlet ilkesini özleyen, demokrasiye ve hukuka saygılı gariban bir T.C. Vatandaşı  Antakyalı’nın halisane ve vatanseverce dileğidir.  Böyle biline!..
 
Kıssadan hisse: “Faşizme karşı birleşmeyenler, kendilerini faşizmin zindanında bulurlar!”  (Bertholt Brecht).
    

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV